Sanal Para, Bitcoin ve BlockChain Nedir?

SANAL PARA – BITCOIN NEDIR?

Herhangi bir banka, hükümet kuruluşu, özel şirket yahut merkez bankası gibi üçüncü taraf otoritenin aracılığına, onayına ve komisyonculuğu olmaksızın doğrudan doğruya alıcı ile satıcı arasında internet üzerinden el değiştiren ve para yerine geçen elektronik dosyadır.

Eylül 2008’de Amerikan yatırım bankası Lehman Brothers’ın büyük bir gümbürtüyle iflas etmesinden sadece 6 hafta sonra, 9 sayfalık bir akademik makale internette sessiz sedasız dolaşıma girmişti.

Makalenin başlığı şuydu: Bitcoin: Bir Kişiden Kişiye Elektronik Peşin Ödeme Sistemi (“Bitcoin: A Peer-to-Peer Electronic Cash System”). Makaleye atılan imza şöyleydi: Satoshi Nakamoto, [email protected], www.bitcoin.org.

Sonradan uydurma bir isim olduğu anlaşılan ve halen esrarını koruyan Satoshi Nakamoto makalede açıkça, 2008 krizine neden olan finansal sisteme meydan okuyordu. Güveni suistimal eden bankaların ve yatırım kuruluşlarının kullandığı aracılık sistemini yerden yere vuran makale, ticaret yapacak iki tarafa üçüncü kişi olarak güvenilir taraf hizmeti veren bankalara aslında gerek olmadığını haykırıyordu. Halen bitcoin.org/bitcoin.pdf adresinde yayında olan makale, sanal paraya temel teşkil edecek blockchain teknolojisinin nasıl çalıştığını ortaya koyuyordu. Nitekim ilk sanal para Bitcoin adıyla Ocak 2009’da bitcoin.org sitesinde ilan edildi.

Aradan geçen 8 yılda sayıları bin 65’e ulaşan ve piyasa değerleri toplamı da 144 milyar dolara çıkan sanal paraların belirli bir patronu yok, CEO’su yok, üst düzey yöneticileri de yok. Sadece, açık kaynak kodlarını geliştiren ve belirli düzeyde para üzerinde söz sahibi olan geliştiriciler grubu var. Blockchaine dayalı tüm paralar, veri blokları halinde tutulan ve çözülmesi çok zor olan matematiksel bulmacaları tahmin etme esasına dayanıyor. Kişisel bilgisayarlara dahi kurulabilen veri madenciliği programı sürekli çalışarak bloklar halinde duran bulmacayı tahmin edecek matematiksel tahminler üretiyor. Bulmacadaki onlarca adet harf ve rakamı doğru bilen ilk bilgisayarlar elektronik para ile ödüllendiriliyor. Sanal para madenciliği kısaca böyle işliyor.

Bugün, dolaşımdaki Bitcoinlerin piyasa değeri 70 milyar doları aştı. Geçen sene Eylül ayında 9.7 milyar dolardı. Bir yılda 7 kat arttı. Eylül 2012’de bir adet bitcoin 11 dolardan alınıp satılıyordu ve toplam piyasa değeri de 110 milyon dolardı. Beş senelik getirisini dünyada hiçbir yatırım enstrümanı sağlayamazdı: tam 618 kat.

Buna, kamuya açık bir veritabanı ya da muhasebe defteri de diyebiliriz. Herhangi bir bilgisayara ya da cep telefonuna kurmak bedava. Akıllı telefona indirilen bir uygulama ya da bilgisayara kurulan bir elektronik cüzdan uygulaması sayesinde, sadece isim, kullanıcı adı ve şifre ile bitcoin gibi yüzlerce farklı sanal paradan herhangi biri alınıp satılabiliyor.

Sistem hayata ilk geçtiğinde bilgisayarlarını kripto bulmacaları çözmeye tahsis eden sanal madencilere sanal para ödeniyordu. Ama kimse biriken Bitcoinlerin ne işe yaracağını bilmiyordu. Hatta, 2011 yılında birkaç pizza
satın almak için 10 bin bitcoin ödenmişti. Pizzacı, o bitcoinleri hala elinde tutuyorsa muhtemelen artık pizzacılık yapmasına gerek kalmamış olabilir. Çünkü o bitcoinlerin bugünkü değeri sağdan 6 sıfırlı dolarlar seviyesinde.

BLOCKCHAIN SİSTEMİ BITCOIN İÇİNDE NASIL İŞLİYOR?

Diyelim ki Ahmet Ayşe’ye 100 bitcoin sanal para gönderdi. Peki Ayşe kendisine sahte para gönderilmediğine
nasıl emin olacak? Bunun için Ahmet 100 bitcoini nasıl elde ettiğini bilmesi gerekiyor. Ayşe’nin bunun yapması
gereken tek şey Ahmet’in halka açık olan bitcoin adresini (uzun rakamlar ve harflerden oluşan bir metin) milyonlarca kullanıcının bilgisayarında eşit bilgilerle şekilde kayıtlı tutulan bitcoin defter-i kebirinde sorgulama
yapmak olacak. Orada, Ahmet’in 50 bitcoini sanal bitcoin madenciliği yapması neticesinde ödül olarak elde ettiğini, 30’unu döviz piyasasından Mehmet kod adlı satıcıdan aldığını ve 20’sini de bitcoin karşılığı pizza satarak kazandığını görecek. O 100 liranın Ahmet’e kimlerden geldiğini, onlara da kimlerden ve nasıl ulaştığını, ve geriye doğru, sanal paranın kripto bulmacadan ilk çıkış anına kadar adım adım tüm süreçlerini tutan blockchain muhasebe kayıtlarını görebilecek. Sanal paraların en kötü tarafı ise işlemin geri alınamaması. Gönderdiğiniz parayı ya da alışverişi iptal talebinde bulunmanıza izin verilmiyor.

Elektronik cüzdan size özel bir şifre üretiyor. Bu şifrenin asla kaybedilmemesi gerekiyor. Başkasının ele geçirmesi halinde cüzdandaki paraları başka bir yere transfer etmesi mümkün. Siz birine 10 bitcoin göndermek istediğinizde, blockchain teknolojisinin gereği olarak, bu işlemden aynı anda yüzbinlerce hatta milyonlarca bilgisayarın haberi olmak zorunda. Hatta haberi olması yetmez, milyonlarca bilgisayar sizin bu gönderim talebinize aynı anda onay vermek zorundalar. Biri bile onay vermese işlem gerçekleşemez. O halde hackerlerın bu e-para gönderim işlemini sabote ederek parayı kendilerine aktarmaları neredeyse imkansız. Neredeyse imkansız diyoruz çünkü, eğer hackerlar bir bitcoin işlemine sızmak istiyorlarsa bunun için evvela, bitcoin veritabanına sahip olan -ki bitcoin madenciliği yapan milyonlarca bilgisayarın tamamında ‘aynı veritabanı’ bulunmak zorunda. Milyonlarca bilgisayarın elektrik ve kripto kapasitesinden daha fazla miktarda elektrik ve kripto enerjisi harcamak zorunda. Hacklemek teknik olarak imkansıza yakın.

Bu sanal muhasebe defterinin esas özelliği, bir kez girilen bilginin bir daha asla silinemez oluşunda yatıyor. Bu geri döndürülemezlik, blockchain veritabanına işlenen en ufak bir bilgi kırıntısının bile, sistem içindeki milyonlarca ya da milyarlarca bilgisayarda aynı anda kayda geçmesiyle sağlanıyor. Ancak en ufak bilgi kırıntısı orada öylece tek başına durmuyor. Her bilgi kendisinden önceki başka bilgiyle zincirle bağlı. O da kendisinden öncekine ve silsile geriye doğru böyle gidiyor. Milyonlarca bilgisayarın yüzde 100 ittifakla onay vermediği hiçbir işlem gerçekleşemiyor. Yani kökü toprakta bulunan bir otu koparabilmek için tüm dünyayı yerinden sökmeniz gerekiyor.

incirler lego oyuncaklarının parçaları gibi birbirine bloklar halinde geçirildiği için sisteme blockchain yani zincir bloğu adı verilmiş. Bir parçayı yok edebilmenin yegane yolu tüm sistemi yok etmek. Geçmişin silinmesi matematiksel bir kesinlikle engellenmiş oluyor. Tüm işlemler kullanıcıya münhasır dijital bir imza ile imzalanıyor, ayrıca salise ve altındaki mikro zaman birimlerinin şahitliğiyle mühürlenerek sonsuz ve herkesin erişimine açık bir rafa kaldırılıyor.

Bir örnekle gidelim, satın alacağınız ikinci el otomobilin geçmişi hakkında gerçekte ne kadar bilgiye sahipsiniz? Ya şanzumana zarar veren ciddi bir kaza yaptığı halde sigorta kayıtlarına işlenmeden yan sanayide tamir edildiyse, ya kilometresiyle oynandıysa? Aldatılmak kimsenin istemeyeceği bir şeydir. Peki aracın akıllı bir araç olduğunu ve içindeki herhangi bir parçanın değişmesi ya da orijinalinden bozulması halinde, her bir durumu, otomatik olarak, blockchain muhasebe defterine bir kayıt olarak işlediğini düşünün. Aracın geriye doğru tüm sicilini takip etmek ve böylece gerçekçi bir fiyat biçmek mümkün olurdu. Blockchainde belirsizliğe yer yok. Karşı tarafın bilgi eksikliğini ekonomik fırsata çevirenlere de.

Benzer şekilde, “yüzde 100 organik” etiketi yapıştırılmış bir yumurtanın üzerindeki kodu cep telefonunuza okuttuğunuzda, yumurtayı üreten tavuğun nerede yetiştiğini, ne ile beslendiğini, yumurta içerisindeki vitaminlerin oranını, besinlerden geçen ilaç kalıntı miktarını bilebilmek ancak blockchain teknolojisi sayesinde mümkün olabilir. Şimdi, blockchainle gelen yumurtaya yüzde kaç daha fazla ödemeye hazırsınız?

Dünyadaki meşhur muhasebe yolsuzluklarının hemen tamamının ortak bir tarafı var: çifte kayıt. Yolsuzluk yapmaya niyetlenen kişiler şirketlerinde devlete açtıkları yasal muhasebe defterinin yanısıra bir de sadece birkaç kişinin bildiği sahte bir veritabanı ve muhasebe defteri tutuyor. Türkiye’nin 2001 bankacılık krizindeki yolsuzlukların büyük bir bölümü bankaların arka tarafta ikinci bir muhasebe defteri tutmasıyla yapılmıştı. İşte blockchain veritabanı bu tür yolsuzlukları önceden engelleyebilecek bir imkan sunuyor. Çünkü bu teknolojiyi kullanan bir işletmenin  muhasebe defteri sadece şirket merkezindeki birkaç kişiye değil müşterilerine, tedarikçilerine, devlet görevlilerine, çalışanlarına ve hatta belirli ölçülerde rakiplerine bile açık olabilecek şekilde. Blockchainde tüm katılımcılar aynı veritabanına sahip ve her bilgi aynı anda herkesin bilgisayarında görünüyor. O nedenle bu teknolojiyle ilgilenen R3 gibi yeni girişimler şu an ticari sır ve şeffaflık arasındaki dengelere göre yeni uygulamalar geliştirmekle meşgul.

Ev alıp satarken para transferi her iki tarafın da güvendiği bankalar araya girer, araba alıp satarken araya noter masrafları girer. Üçüncü ve güvenilir bir taraf mevcut sistemin temel direği. Blockchaini özel kılan şey ise, iki kişi arasındaki alım satımı ya da para transferini ‘güvenilir’ bir üçüncüye gerek olmadan gerçekleştirebilmiş olması. Blockchain, basitçe alıcı için karşı tarafa ‘güvenme’ gereksinimini ve satıcı için de ‘güvenilme’ gereksinimini ortadan kaldırdı. Aracıya ihtiyaç yok çünkü iki taraf arasandaki her şey matematiksel bir kesinlikle ilerliyor. Size ait olan bir varlık milyonlarca kişinin bilgisayarında da kayıtlı ve hepsinden aynı anda silinmediği sürece asla kaybolmuyor.

BLOCKCHAIN HELAL Mİ?

Bitcoin gibi kripto sanal paraların fiziki bir karşılığı olmaması nedeniyle helal olup olmadığı konusunda çeşitli görüşler var. Ancak, arka plandaki blockchain veri tabanı teknolojisini kullanmanın İslam ticaret prensipleriyle uyumlu olabileceğine vurgu yapan görüşler son dönemde yaygınlık kazandı: blockchain veri yönetim sistemi, herkese açık ve şeffaf bir veritabanı olması nedeniyle sahtekarlığa kapı açan çifte muhasebe kaydı gibi usulsüzlükleri engelliyor, bir malın gerçek sahibinin kim olduğunu ve bir kişinin gerçekte ne kadar mala sahip olduğunu bilmeyi sağlıyor, sistemde faiz uygulaması yok, risk tek tarafa yüklenmiyor herkes tarafından paylaşılıyor, pahalı veya erişim güçlüğünden dolayı bankacılık sistemini kullanamayan milyarlarca insan için büyük kolaylık sağlıyor. Nitekim bu konuda birçok akademik makaleler yazılmaya başlandı ve bazı İslami finans kuruluşlarının blockchain ile  ilgilenmeye başladığı biliniyor. Dubai hükümeti 2020 yılında blockchaine dayalı Akıllı Hükümet sistemine geçmeyi planlıyor.

BLOCKCHAIN’E GEÇEN ÖZEL SEKTÖR FİRMALARI

Teknoloji firması IBM ve dünya deniz nakliyesinin yüzde 18’ini gerçekleştiren Maersk firmaları, uluslararası deniz ticaretindeki gereksiz bekleme süresini ve bürokratik angaryayı ortadan kaldırmak üzere geçen yıl sonunda stratejik işbirliğine gitti. İki firma bunun için blockchain temelli, özel sektörü ve kamuyu da içine alacak ve tüm paydaşlara eşit şekilde açık olacak bir elektronik muhasebe defteri kuruyor. Proje ilk etapta Kenya’nın Mombasa limanı ile Hollanda’nın Rotterdam limanı arasındaki çiçek ticaretinde hayata geçirilecek. Bugün Kenya’dan Hollandaya bir konteyner çiçek ihraç etmenin ulaştırma-gümrükleme-finansal maliyeti 2 bin 500 doları geçiyor. Süre uzadıkça çiçeklerin ömrü kısalıyor. 200’den fazla kişi ya da kurum yüzlerce sayfa kağıdı elle onaylamak zorunda. Blockchainli sistemde, çiftçiler, gümrükleme otoriteleri, nakliye firmaları, aracı bankalar ve diğer tüm paydaşlar, tüm işlemlerini bir diğerinin şeffaf şekilde görebileceği bir blockchain veritabanına kaydedecek. Dubai Limanı, 2020 yılında tüm işlemlerini blockchain uygulamasına geçmiş olacak şekilde bir proje başlattı. Çin’de yerel para birimi ile bitcoin arasında değiş tokuş yapmak yasak ama bitcoin madenciliği yapmak serbest. Nitekim ülkenin en büyük bitcoin madencilerinden Bit Main gibi firmalar 25 bin adet bilgisayarla her gün 1 milyon dolar değerinde sanal para bloklarını gizleyen kriptoları çözmeye çalışıyor. Çin Merkez Bankası, Japon Mizuho Bank, ABD’li JP Morgan, İngiltere bankası Barclays dünyada bu teknolojiye ilk el atanlardan. Hollanda’lı ING Bank ve Belçikalı Societe Generale ise blockchain tabanlı elektronik platformlar kurdu ve buradan müşterilerine petrol ticareti yapma imkanı tanıyorlar. Rabobank, Deutsche, HSBC, KBC, Unicredit, Natixis gibi bankalar küçük ve orta boy işletmelere, kobilere  hizmet verecek blockchain projeleri üzerinde çalışıyorlar.

Türkiye’de ise Akbank geçen Nisan ayında en yaygın 5 sanal para biriminden biri olan Ripple ile şlemler yapmaya başladığını ilan etti. Bankalararası Kart Merkezi (BKM) Keklik adında örnek bir sanal para üretti. Ancak sistem test
aşamasında.

Not: Blockchaine dayalı toplam 1.065 adet sanal para bulunuyor. Sistem tüm geliştiricilere açık olduğu için hemen her hafta yeni sanal paralar ilan ediliyor.

Kaynak : Derin Ekonomi Dergisi (Eylül 2017)

Bugün Okunma Sayısı : 0
Toplam Okunma Sayısı : 28
Son Okunma Tarihi : 13.06.2018

Bir Cevap Yazın